47

Endüstriyel düğün kompleksi nedir ve “aşk” algımızı nasıl zedelemektedir

Endüstriyel düğün kompleksi nedir ve “aşk” algımızı nasıl zedelemektedir, Eğer insanlar birden düğün yapmaya son verseydi düğün organizasyonu yapanlara ne olurdu?

Geçtiğimiz günlerde Instagram’da gezinirken bu düşünceye takıldım. Düğün organizasyonu yapan bir arkadaşım, yakın zamanda organize ettiği bir düğünün fotoğraflarını paylaşmıştı. Bu düşünceyi hızlıca kafamdan savuşturdum. “Herkese evlenmeyi istemeleri öğretildiği için düğünler her zaman olacak” diye düşündüm. Daha sonra kafama dank etti: Birçok insanın işi, evlenme üzerindeki baskıya bağlı.

Evlilik endüstrisi, çeşitli iş alanlarını kapsamaktadır: Düğün planlamacılığı, danışmanlık şirketleri, kıyafet tasarımcıları, kuyumcular, çiçekçiler, yiyecek dağıtımcıları, mobilyacılar, oteller ve düğün mekânları, DJ’ler, fotoğrafçılar, video grafikerleri, kuaförler, makyözler, güzellik terapistleri, gelinlik dergileri, dergi yayıncıları ve dahası. Balayı ve hediyelik eşya şirketlerini saymıyorum bile. Tüm bu işler, bizlerin evlenmeye zorlanmasından faydalanmaktadır. Ve bu yüzden, tüm bu işler endüstriyel düğün kompleksinin birer parçasıdır. Peki endüstriyel düğün kompleksi tam olarak nedir ve sosyal adaletle ilişkisi nedir?

“Endüstriyel kompleks” nedir?

Endüstriyel kompleks terimi politika yapanlar (genellikle hükümet) ile çeşitli iş alanlarının bir endüstri içerisindeki karşılıklı çıkar ilişkilerini ifade etmektedir. Askeri endüstriyel kompleks muhtemelen en çok tartışılan endüstriyel komplekstir. Bu, devletin silahlı kuvvetleri ile silah satışından kâr yapan özel kuruluşları arasındaki ilişkiyi ifade etmektedir. Bu oluşumlar arasındaki ilişki çıkar odaklı ilişkilerdir çünkü hükümet silah almaktan yararlanmakta ve silah endüstrisi de silah satarak kâr sağlamaktadır. Bu ilişki, kamu politikasını etkilemekte ve savaşı teşvik etmektedir.

Cezaevi endüstriyel kompleksi de başka bir örnektir ve bunu sık sık sosyal adalet çevresinde tartışıyoruz. Özel cezaevi şirketleri, hapishanelerdeki mahkumlar üzerinden kâr sağlamaktadır. Ne zaman ki hükümet bu şirketler tarafından etkileniyor, o zaman daha çok insanın hapishanelere gitmesiyle sonuçlanan politikaları onaylamak için teşvik ediliyor. Bu durum, cezaevlerinde nüfus patlamasıyla ve hassas grupların – ten rengi farklı olan insanlar, yoksullar ve göçmenler – yasal zorlamalarla hedef haline gelmesiyle sonuçlanır.

Endüstriyel kompleksin diğer örnekleri medikal endüstri kompleksi, eğitim endüstrisi kompleksi, spor endüstrisi kompleksi ve STK endüstrisi kompleksini içermektedir.

Tüm bu örneklerden hareketle, izlenilen politikalar – hükümet politikaları ya da diğer politikalar – bazı insanlardan faydalanarak kâr elde eden endüstrilerden etkilenmektedir.

Endüstriyel düğün kompleksinin diğer komplekslerle ilişkisine görece zararlı olduğu görülebilmektedir. Buna karşın evlenmek için yapılan baskının insanları hapsetmek veya bir savaş başlatmak kadar zararlı görünmemektedir. Ancak endüstriyel düğün kompleksi bazı güç algılanan fakat birçok sonuç doğuran etkilere sahiptir. Bunun sebebi, ilişkilere bakışımızı şekillendiren amatonormatifliği destekliyor olmasıdır.

Endüstriyel düğün kompleksi amatonormatiflik ile nasıl bağlantılı?

Amatonormativite birkaç yıl önce karşılaştığım kullanışlı bir terim. Bu sözcüğü türeten Elizabeth Brake‘in tanımıyla amatonormatiflik; Merkezci ve özel aşk ilişkileri insanlar için evrensel bir amaç olduğundan ve böyle bir ilişki normatif olduğundan, diğer ilişki tiplerine tercihen amaç edinilmesiyle normal olan bir varsayımdır.

Evlenmek genellikle büyük bir başarı ve herkesin arzu etmesi gereken bir şey olarak görülmektedir.

Peri masallarında ana karakter genellikle evlendikten sonra kendini “sonsuza dek mutlu” olarak görür. Çiftlerin ilişki içerisindeyken birkaç yıl sonra nişanlanacaklarına dair bir beklentileri vardır. Bize doğru kişiyi buluncaya ve onunla evleninceye kadar asla mutlu olmayacağımız söylenmektedir. Evlenenler için ise boşanmak genellikle başarısızlık olarak görülür. Eşiniz fesada temayül eden biri olsa da ve sizden ilişki için çabalayan taraf olmanız beklense bile…

Oysa amatonormatiflik, evlilik için sosyal baskı altında kalmış olmak demek değildir. Bu baskı hem yasal hem de politiktir. Dünyada çoğu yerde, evlat edinmek evli çiftler için bekarlar ve evli olmayan çiftlere göre daha kolaydır. Hastane ziyaret saatleri eşler için daha genişletilmiştir. Ancak yakın arkadaşlara bu esneklik seyrek olarak uygulanmaktadır. Göçmen hakları eşler için daha geniştir. Çoğu ülkede, sağlık hizmeti ve sağlık güvencesinden eşinizin yararlanması evli olmadığınız partnerinizin yararlanmasından – size bağlı olsa bile – daha kolaydır.

Bunlar politikaların evli insanlara nasıl belirli imtiyazlar sağladığının örnekleridir. Buna amatonormatiflik denmektedir.

Amatonormatiflik, kendimiz ve başkaları için sağlıksız ilişki beklentileri kurmaya sebep olduğundan zararlıdır. Ayrıca aromantik, tek eşli olmayan ve en basitinden evlenmeyi istemeyen insanları içeren birçok zümreye ciddi zararlar vermektedir. Amatonormatiflik, Endüstriyel düğün kompleksini güçlendiren sosyal bir olgudur. Düğün endüstrisi; evliliğin mutlu ve tatmin edici bir hayatın temeli olduğu düşüncesine zorlayarak amatonormatifliği sürdürmektedir. İki sistem de bize kötü bir mesaj vermek için birlikte çalışır: İyi bir hayat için evlenmek zorundasınız. İyi bir evlilik için mükemmel bir düğün ile yola çıkmalısınız. Mükemmel bir düğün için bir sürü para harcamak zorundasınız.

Bu; bireysel çiçekçiler, makyözler veya yemek yapanların kişisel olarak aromantik insanlara veya herhangi bir zümreye baskı kurulmasından sorumlu olduğu anlamına gelmemektedir. Ancak amatonormativitenin güçlendirdiği daha büyük bir sistemin parçasını bu işler oluşturmaktadır.

Endüstriyel düğün kompleksi bizi nasıl etkiler?

Tamam da ne olmuş yani?” diye düşünebilirsiniz. Düğün endüstrisi, amatonormatiflikten yararlanmaktadır ancak bu bize tam olarak nasıl zarar vermektedir? Amatonormatiflik ve endüstriyel düğün kompleksi birkaç baskıcı düşünceyi devam ettirmektedir. Ben şahsen düğünleri doğası gereği cinsiyetçi bulmuyorum. Aslında oldukça feminist ve toplumsal olarak bilinçli bir karar olabilir. Ancak düğün endüstrisi, oldukça cinsiyetçi olan birçok sorunlu geleneği devam ettirmektedir.

Babanın gelini teslim etmesi, eşine verilmek üzere koridordaki gelin yürüyüşü gibi pek çok batılı düğün ritüeli, gelinin verilecek bir obje olduğunu ima etmektedir. Ayrıca kadınları erkeklerden daha çok evliliğe zorlayan bir şey daha var. Evlilik bir erkeğin beklentisiyken, kadının üzerindeki baskı daha kuvvetlidir. Örneğin, evlenmemiş erkekler üniversite mezunudur. Öte yandan, evlenmemiş kadınlar evde kalmış olarak nitelendirilir. Ayrıca gelenekler, eğer bir partner kadınsa diğerini erkek olarak varsaymaktadır. Bu, eşit evlilik söylemine meydan okumaktadır: Dünyadaki tüm queer topluluklarda, özellikle ABD’dekilerde, “evlilik eşitliği” queer topluluklarındaki diğer meseleleri gölgede bırakmaktadır.

Sakın beni yanlış anlamayın. Tabii ki evlilik eşitliği iyi bir şey. Fakat queer ve trans gençlerin evsiz oluşu gibi daha çok ilgi gerektiren meseleler bulunmaktadır. Buna ek olarak, queer bireylerin polisin barbarlıklarına karşı mücadele etmesi ve sağlık olanaklarına yeterli erişim talep etmesi de gerekmektedir. Kapımıza dayanan bu meselelere rağmen, kaynakların büyük bir bölümünü evliliğe karşı mücadele etmeye ayırmaktayız. Bunun nedenlerinden biri de amatonormatifliktir.

Evlilikler gerekli gösterildiği için daha makul bir talep haline gelmektedir. İnsanlar yoksulluğun haksızlık olduğunu ya da Amerikan polis gücünün beyaz üstünlüğü için bir araç olarak kullanıldığını kabul etmek istemez ancak herkes iyi bir düğünü sever. Bir başka sebep ise toplumdaki savunmasız insanları korumak kârsızken düğünlerin daha kârlı olmasıdır. Ayrıca düğün endüstrisi belli cinsiyet rollerine dayanmaktadır. İkili cinsiyet sisteminde olmayanı yok etmektedir: İki gelinin iki elbise, iki bekarlığa veda partisi ve iki buket ihtiyacı olduğu düşüncesini benimsetebilirsiniz ancak ikili cinsiyet sistemini dışındaki insanlar için cinsiyete dayalı gelenek oluşturmak daha zordur.

Buna ek olarak, daha önce de belirttiğim gibi amatonormatiflik aseksüel ve aromantik olan insanları dışlamaktadır. Aseksüel insanlar, evlilik konusunda herkesin aynı cinsel çekiciliği deneyimlediği düşüncelerini devam ettirdiğimiz için dışlanırken; aromantik insanlar, romantik aşka verilen önem sebebiyle dışlanmaktadırlar.

Düğün sektörünün bize benimsettiği normatif fikirlere bir göz atmakta fayda var. Engelli, kilolu, ikili cinsiyet sistemine dâhil olmayan ve yoksul insanlar düğün fuarlarında ve gelin dergilerinde çok nadir temsil edilir. Bu temsil eksikliği bize çok şey anlatmaktadır. Asla mükemmel bir düğün yapamayacağımızı, devamında iyi bir evlilik ve mutlu bir hayat sürdüremeyeceğimizi ima etmektedir.

Diyet endüstrisi, özellikle kadınları düğünde mükemmel bir formda olmak için cesaretlendirerek düğün endüstrisi tarafından desteklenmektedir. Her nedense kilo vermek düğün öncesi rutinlerde başlıca mesele olarak görülmektedir. Bunlar endüstriyel düğün kompleksinin birkaç sorunu. Ne kadar çok üzerine düşünürseniz, düğün endüstrisinin romantik aşkın zararlı temsiline dayanan, toplumumuzun en savunmasız insanlarını zedeleyen amatonormativiteye nasıl bağlı olduğunu o kadar çok ortaya çıkarabilirsiniz.

94 okunma

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sesli sohbet Sesli siteler Kameralı sesli Seslimavi